Haydi Paylaş

İnsanlığın geçmişten günümüze kadar pek çok ülke de kökende kullanılan farklı dillere rastlamak mümkündür. Durum böyle olunca dünyanın her alanında mütercim- tercümanlara ihtiyaç duyulmuştur. Ama tam olarak ne iş yaptıklarını bilmeyen kişiler için akla ilk gelen mütercim- tercüman kimdir sorusunun kişilere cevaplanması gerekmektedir.  Dünya üzerinde kullanılan herhangi bir dilde yazılmış ya da söylenmiş bir metnin ya da yazının başka bir dile çevrilmesini sağlayan kişilere mütercim-tercüman denmektedir.

Tercümanlık için insanları belli kuralla ve koşullara sahip olması gerekmektedir. Sanıldığı kadar kolay yapılan bir iş değildir. Çünkü çeviri yaparken dikkat edilmesi gereken belli kurallar bulunmaktadır. Bir metnin ya da sözlü ifadelerin çevrilmesinde yapılacak en küçük bir hata tercümanın zor durumda kalmasını sağlamaktadır. Bu yüzden tercüman tarafından çeviri yapılmadan önce düzenli ve planlı çalışma sağlanması gerekir. Çeviri yapılan metinlere bakıldığında bu metinler arasında siyasi, hukuki, gazete, dergi, bilimsel metinler, edebi eserler ve daha sayılabilecek pek çok tür bulunmaktadır.

Çeviri tarihine göz atmak gerekirse, insanlık tarihi boyunca kullanılan çeşitli diller görülmektedir. Geçmiş yüzyıllar önce Güney Afrika da bir mağara da bulunana kemik zıpkınları ilk olarak Homosapıensin diye bir konuşma dilinin olduğunu kanıtlar niteliktedir. Tüm dillerin yaklaşık olarak 100 bin yıl önce ortaya çıktığı düşünülmektedir. Farklı dillerin ve toplumların oluşması yazınında gelişmesi ile toplumlar arasında iletişim kurmaları için tercümanlara ihtiyaç duyulduğu görülmüştür. Bu açıklamadan yola çıktığımızda tercümanlık işinin 5 bin yıl önce ortaya çıkmış olduğunu söyleyebiliriz.

Bu durumda mütercim- tercüman kimdir sorusunu soracak olursak geçmiş yıllarda yaşam biçiminin kabile olduğu bilindiği için kabileler arasında ki ticari ilişkileri ve egemenlik gibi sorunları çözen kabileler arasında iletişim kuran kişiler olarak tanımlama mümkündür.  Özellikle farklı dilleri kullanan toplumlar arasında yazılı ve sözlü bir anlaşma yapılacaksa eğer araya mutlaka iki tarafa da ait bir tercüman bulunması gerekmektedir. Böylelikle aradaki yanlış anlaşılmalar ortadan kaldırmak mümkün olacaktır. İlk yazılı tercüme örneklerini ise Sümerliler de rastlanmaktadır.

Dil tercümanlarına baktığımızda çevrilen metinlerin geniş kapsamında dinsel metinlerin diğer dillere çevrildiğini görmekteyiz. Özellikle İbranice dilinin eski yunanca dilinde yapılmış olan Eski Antlaşma MÖ 247 yılında yapılmıştır. MÖ 196 yılında ise Rosetta Taşı’nın hem Mısır hem de Yunanca diline çevrildiğini söylemek mümkündür. Bu sayede Mısır hiyerogliflerinin çözümlenmesi konusunda büyük yol alınması sağlanmıştır. Orta çağa baktığımızda mütercim-tercüman kimdir sorusunu yönelttiğimizde sadece kilise bünyesinde yapılan çevirileri yapan kişiler olarak açıklandığı görülür.  Bağdat da 10 yy. da tercümanlığın önemli bir yeri olduğunu da unutmamak gerekir. Yapılan çevirilerin Avrupa da yaşayan insanların Eski Yunana metinleri ile taşınması sağlanmıştır. Çeviri de Latince, İspanyolca ve Arapça dillerinde yapılması ticaretin aydınlanmasını sağlamıştır. Edebi eserlerin çevrilmesi ise 17. Ve 18. Yüzyıllarda karşımıza çıkmaktadır. 1450 yılında matbaanın keşfi ile çeviri konusu büyük önem kazanmıştır.